Devletten Portakal İhracatını Yavaşlatma Kararı!

ş mevsimi geldiğinde bağışıklık sistemimizi güçlendirmek adına tercih ettiğimiz en önemli ve değerli besinlerden biri portakal olur. Turunçgiller familyasının en önemli üyelerinden bir tanesi olan bu meyvenin yetiştiği bölge ise Akdeniz Bölgesi’dir. Türkiye’nin önemli ihracat kalemlerinden biri olan portakalın 2021 yılı itibarı ile dış ülkelere satışında sınırlamalar getirileceği kararı alındı.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre portakalın ihracatı için analiz gerçekleştirilmesi gerektiği üzerinde duruldu. Bu anlamda üreticilerin genel kanısı, ihracata konulan ürünün sınırlandırılması için farklı bir yol denenmek istendiği ifade edildi. Pestisit analizi yapıldıktan sonra ihraç edilmesine olanak sağlanacak bu turunçgilin geleceği ne olacak, herkes merak ediyor.

Ticaret Bakanlığı Karara Karşı Çıktı

Tarım ve Orman Bakanlığı, sağlık gerekçelerinden dolayı ihraç ürünlerine getirdiği pestisit inceleme ve analizi ile sınırlamaları genişletirken, bu konuda iki bakanlık arasında anlaşmazlık oldu. Ülkemizin dış ticaret açığının kapatılmasında oldukça önemli bir rolü olan portakalın tamamen ihracatı durdurulması halinde farklı sorunlar ortaya çıkacaktır. Ülke içerisinde üretim yapan ve geçimini portakala bağlayan üreticilerin mağduriyeti bir yana, makro seviyede dış ticaretin kötü etkilenmesi durumu ile karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle de Ticaret Bakanlığı’nın adım atması bekleniyor.

Ticaret Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasındaki anlaşmazlığın sürmesi halinde durumun üretici aleyhine gelişeceği söylenebilir. Bu nedenle pestisit analizi kararının kısa sürede çözümlenmesi herkesin yararına olacaktır.

Portakal Üreticisi Şikayetçi

Portakal üreticileri, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın aldığı karara tepki gösteriyor. Bunun nedeni ise daha önce limon için de benzer kararın alınması ve üreticinin zarar görmesiydi. Üreticilerin karşı çıkışındaki en temel argüman, sadece portakalın %100 pestisit analizine tabi tutulmasıdır. Diğer ürünlerde bu tür bir analizin henüz gerekli kılınmaması da onları şüpheye düşürüyor.

Üreticilerin analize karşı çıkışlarının bir başka yanı da ülkelerin kalıntı oranlarında farklı taleplerinin bulunmasıdır. Rusya’nın kabul ettiği değerler ile Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ettiği değerler bambaşka. Bu durumda analizlerin yapılmasındaki niyetin farklı olduğu düşüncesi ön plana çıkıyor. Sonuç ne olacak bilinmez ama kısa vadede üreticiler zarar görecek gibi duruyor.

About Author

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir